ŞİFA AYETLERİ

 

ahmet-zeki-yavas-sifa-ayetleri-hatKur’an’da şifa kelimesi türevleriyle birlikte dört yerde dinî-ahlâkî (et-Tevbe 9/14; Yûnus 10/57; el-İsrâ 17/82; Fussılet 41/44), iki yerde bedenî (en-Nahl 16/69; eş-Şuarâ 26/80) hastalıkların tedavisi ve ilâcı mânasında yer almaktadır. Bu âyetler Abdülkerîm el-Kuşeyrî’den nakledilen bir keşfe atıfla şifa âyetleri diye anılmıştır.

▪ “Onlar ile muharebede bulunun. Onları Allah Teâlâ sizin ellerinizle cezalandırsın ve onların üzerine size nusret versin ve mü’minlerden olan bir zümrenin kalplerindeki kin ve öfkeyi gidersin, gönüllerine (ğöğüslerine) şifa versin.” Tevbe 14

▪ “Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt ve kalblerde olana şifa, inananlara doğruyu gösteren bir rehber ve rahmet gelmiştir.” Yunus 57

▪ “Biz, Kur’an’dan öyle bir şey indiriyoruz ki o, müminler için şifa ve rahmettir; zalimlerin ise yalnızca ziyanını artırır.” İsra 82

▪ “…De ki: ‘Bu (Kur’ân), inananlar için doğruluk rehberi ve gönüllerine şifadır.’ İnanmayanların kulaklarında ağırlık vardır ve onlara kapalıdır…” Fussilet 44

▪ “Sonra meyvelerin her birinden ye ve Rabbinin sana kolaylaştırdığı yaylım yollarına gir, diye ilham etti. Onların karınlarından renkleri çeşitli bir şerbet (bal) çıkar ki, onda insanlar için şifa vardır. Elbette bunda düşünen bir kavim için büyük bir ibret vardır.” Nahl 69

▪ “Hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur.” Şuara 80besmele-i serif-kuran-kufi-hat

ŞİFA-TEDAVİ-HASTA-HASTALIK-OKUYUCU-VESVESE-SİHİRDEN VB BAHSEDEN AYETLER

▪ “Hayır! (Can) köprücük kemiklerine dayandığı zaman: ‘Var mı (bu hastaya) bir okuyacak (tedâvi edecek) kişi?’ denilir.” Kıyâme, 26-27

▪ “Onların kalblerinde bir hastalık (maraz) vardır. Allah da onların hastalığını çoğaltmıştır. Söylemekte oldukları yalanlar sebebiyle de onlar için elîm bir azap vardır.” Bakara, 10

▪ “…İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutar…” Bakara, 184

▪ “…Sizden bu ayı (Ramazan) idrak eden, onda oruç tutsun; hasta veya yolculukta olan, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutsun…” Bakara, 185

▪ “Başladığınız hac ve umreyi Allah için tamamlayın. Alıkonursanız, kolayınıza gelen bir kurban gönderin. Kurban, yerine ulaşıncaya kadar, başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizde hasta olan veya başından rahatsız bulunan varsa fidye olarak ya oruç tutması ya sadaka vermesi ya da kurban kesmesi gerekir…” Bakara, 196

▪ “İkiyüzlüler ve kalblerinde hastalık bulunanlar ‘Müslümanları dinleri aldattı’ diyorlardı; oysa, kim Allah’a güvenirse bilmelidir ki Allah güçlüdür, hakimdir.” Enfâl, 49

▪ “De ki: Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım!” Felâk, 1-5

▪ “Köre vebal yoktur, topala da vebal yoktur, hastaya da vebal yoktur. (Bunlar savaşa katılmak zorunda değildirler.) Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de geri kalırsa, onu acı bir azaba uğratır.” Fetih, 17

▪ “Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce (vesvese) seni dürtecek olursa, hemen Allah’a sığın. Çünkü O, işiten, bilendir.” Fussilet, 36

▪ “…Hasta, yahut yolculuk halinde bulunursanız, yahut biriniz tuvaletten gelirse, yahut da kadınlara dokunmuşsanız (cinsî birleşme yapmışsanız) ve bu hallerde su bulamamışsanız temiz toprakla teyemmüm edin de yüzünüzü ve (dirseklere kadar) ellerinizi onunla meshedin…” Mâide, 6

▪ “Kalblerinde hastalık olanların, ‘Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz’ diyerek onlara koştuğunu görürsün. Olur ki Allah bir zafer verir veya katından bir emir getirir de kalblerinde gizlediklerine içleri yananlara dönerler.” Mâide, 52

▪ “De ki: ‘Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından (vesveselerinden) Sana sığınırım.’ ” Mü’minûn, 97

▪ “Onların (şeytanların) yanımda bulunmalarından da sana sığınırım, Rabbim!” Mü’minûn, 98

▪ “…Allah, içinizden, hasta olanları, Allah’ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacak olan kimseleri ve Allah yolunda savaşacak olanları şüphesiz bilir…” Müzzemmil, 20

▪ “Kuran okuyacağın zaman, kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.” Nahl, 98

▪ “De ki: İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların ilahı, insanların hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah’a sığınırım.” Nâs, 1-6

▪ “Ey iman edenler! Karşılıklı rızaya dayanan ticaret olması hali müstesna, mallarınızı, bâtıl (haksız ve haram yollar) ile aranızda (alıp vererek) yemeyin. Ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah, sizi esirgeyecektir.” Nisâ, 29

▪ “…Eğer hasta veya yolculukta iseniz…” Nisâ, 43

▪ “…veya hasta olursanız, silahlarınızı bırakmanıza engel yoktur, fakat dikkatli olun…” Nisâ, 102

▪ “Âmâya güçlük yoktur; topala güçlük yoktur; hastaya da güçlük yoktur… (Bunlara yapamayacakları görev yüklenmez; yapamadıklarından dolayı günahkâr olmazlar.)…” Nûr, 61

▪ “Güçsüzlere, hastalara ve sarfedecek bir şeyi bulunmayanlara, Allah ve Peygamberine bağlı kaldıkları müddetçe sorumluluk yoktur. İyi davrananlara sorumluluk olmaz. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.” Tevbe, 91

▪ “Kalblerinde hastalık (küfür, nifak) olanların ise pisliklerine pislik katmıştır; onlar kâfir olarak ölmüşlerdir.” Tevbe, 125

▪ “Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt ve kalblerde olana şifa, inananlara doğruyu gösteren bir rehber ve rahmet gelmiştir.” Yûnus, 57

▪ “Eyyüb’u da (an). Hani (O) Rabbine: ‘Bana bu hastalık mübtela oldu; Sen merhametlilerin en merhametlisisin.’ diye dua etmişti.” Enbiya 83